Erman Erol, “Bunge, Türkiye ekonomisine, istihdamına ve zeytinyağı sektörünün gelişmesine katkı sağlamaya devam etmeyi amaçlıyor. Bir yandan markalarımızla Türkiye’de zeytinyağı kültürünü geliştirmeyi ve tüketimini artırmayı hedeflerken, diğer yandan da Türk zeytinyağını dünyada rekabetçi hale getirmeyi ve Türk zeytinyağının üstün kalitesini dünyadaki diğer pazarlara göstermeyi misyon ediniyoruz.” diyor.

Öncelikle sizi daha yakından tanıyalım isterseniz. Kariyer geçmişinizden kısaca bahseder misiniz? 
 
Benim kariyer yolculuğumda, iş hayatına farklı açılardan bakmamı sağlayacak farklı pozisyonlarda ve kurum kültürlerinde yer aldığımı görebiliriz. Tüpraş’ta dış ticaret bölümünde başladığım iş hayatına, Cargill’de trader/tüccar olarak devam ettim. Ardından Nestle’de satın alma departmanında global ve yerel yönetim pozisyonlarında görev aldım. Şimdi ise Bunge’de masanın diğer tarafında, Satış ve Pazarlama Direktörlüğü yapıyorum. 
 
KOMİLİ, LEZZETİNDEN ÖDÜN VERMEDEN YENİLİKLERİN ÖNCÜSÜ OLMAYA DEVAM EDİYOR
 
Firma profilini ve Türkiye’deki zeytinyağı konumundaki pazar payınızı sizden dinleyebilir miyiz?
 
2017 yılında ülkemizin en köklü markalarından Komili ve Kırlangıç’ı bünyesine katan Bunge’nin bugün itibarıyla Türkiye zeytinyağı pazarındaki payı yaklaşık yüzde 40’tır.
 
Zeytinyağı sektöründe Türkiye’nin pazar lideri Komili, aynı zamanda Türkiye’nin en eski ve köklü zeytinyağı markalarından biridir. 1878 yılından günümüze eşsiz lezzetinden ödün vermeden yeniliklerin öncüsü olmaya, zeytinyağı kültürünü geliştirmeye devam etmektedir. 140 yıldır, asla kalitesinden ödün vermemek, tabiatın mucizesi olan zeytinyağının özünü koruyarak sofralara ulaştırmak ve Türk halkına hep daha iyiyi sunmak için rafları ilklerle tanıştırmak, Komili`nin öncelikleri arasında yer almıştır. Bizler her gün, 140 yıl boyunca zeytin ağacının hizmetkarı olmuş bir markanın parçası olmanın verdiği gurur ve motivasyon ile ofise geliyoruz. 
 
Bunge’nin 2019 yılına dair hedefleri arasında neler var?
 
Bunge, Türkiye ekonomisine, istihdamına ve zeytinyağı sektörünün gelişmesine katkı sağlamaya devam etmeyi amaçlıyor. Bir yandan markalarımızla Türkiye’de zeytinyağı kültürünü geliştirmeyi ve tüketimini artırmayı hedeflerken, diğer yandan da Türk zeytinyağını dünyada rekabetçi hale getirmeyi ve Türk zeytinyağının üstün kalitesini dünyadaki diğer pazarlara göstermeyi misyon ediniyoruz. Örneğin, bu yıl ilk kez Kenya’ya zeytinyağı ihracatı yaptık ve 2018’in en gözde pazarı Afrika’da kendimize bir yer edindik. Japonya başta olmak üzere Uzak Doğu pazarlarında hızla pazar payımızı artırırken, Arap yarımadası ve Afrika’da da konumumuzu güçlendirmeye çalışıyoruz. 
2019 yılı boyunca Arap Yarımadası, Uzak Doğu ve Doğu bölgelerine yapılan ihracatı artırmak hedeflerimiz arasında olacak.
 
ZEYTİN AĞAÇLARINA SAHİP ÇIKMAK EN BÜYÜK SORUMLULUĞUMUZ
 
Sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
 
Komili olarak bugünümüzü ve geleceğimizi zeytin ağaçlarına borçluyuz. İşte bu yüzden, tam 140 yıldır kadim zeytin ağaçlarına gözümüz gibi bakıyoruz. Onlara sahip çıkmanın, bugünkü ve gelecekteki kuşaklara karşı en büyük sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz. 
 
Anıt zeytin ağaçları, uzun ömürlerinden ötürü geçmişi geleceğe bağlayan zenginliklerimizdir ve tarih boyunca da sayısız ana tanıklık etmişlerdir. Anadolu topraklarında bulunan 1000 yaşında bir zeytin ağacı, Malazgirt Zaferi’ne, İstanbul’un fethine ve cumhuriyetin ilanına şahit olmuştur. Bu nedenle, 140. yılımız kapsamında, geçmiş ile günümüz arasında bir köprü niteliği taşıyan anıt zeytin ağaçlarına sahip çıkmak ve toplumda bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla “Gözümüz Gibi Bakıyoruz” adını verdiğimiz kurumsal sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdik. 
 
Hedefimiz, zeytin ve zeytinyağı konusunda marka olmuş Ayvalık’ta anıtsal nitelik taşıyan ve korunmaya değer zeytin ağaçlarını kayıt altına alarak hem doğal hem de kültürel kaynak değerleri olarak kabul edilebilecek zeytin ağaçları konusunda yörede ve ülke çapında farkındalık oluşturmak. Aynı zamanda bu değerlerin gelecek nesillere aktarılmasına destek olmak için de çalışıyoruz. En büyük arzumuz ise Ayvalık’ta edindiğimiz tecrübeler ışığında diğer bölgelerde de benzer çalışmaları hayata geçirmek.
 
KAYNAK: MOPAŞ VİTRİN DERGİSİ

Arkadaşına Gönder

x